Onlar expat de biz gurbette miyiz?


Yurtdışında yaşamak herkese nasip olmayan, yeniliklerle dolu ama bir o kadar da zorlu bir deneyim. Yurtdışında yaşayan Türkiyelilerin hikâyelerine ulaşmak zor. Nette bulabildiklerimse büyük ölçüde Batılıların yazıp çizdiklerine dayanıyor. Ama biliyorum ki "bize" özgü pek çok durum var. Bu yüzden yurtdışında yaşan Türkiyelilere "yediğin içtiğin senin olsun, hayatta kalma stratejini anlat bana" demek istiyorum.

Amacım kimseye git ya da kal demek değil, daha ziyade farklı sebeplerden ötürü yurtdışında yaşamaya başlamış Türkiyelilerin deneyimlerini, hayatta kalma yöntemlerini (ve elbette tökezledikleri yerleri) toplamak istiyorum. Uyum sağlama becerileri bankası gibi de düşünülebilir yani.

O yüzden sizlere sorularım var! Gönlünüzce yanıtlayıp (bol ayrıntılı, kişisel yanıtlar benim favorim açıkçası) istediğiniz fotolarınızla omer.ottesen@gmail.com adresine gönderirseniz gurbetlik mi çekiyoruz, yoksa expat'liğin keyfini mi sürüyoruz, neyi daha farklı yapabiliriz gibi gibi konuları (birbirimizi ASLA yargılamadan) paylaşabiliriz. Size bire bir uymayan sorular olursa da hiç sorun değil, geniş yanıtlayın; maksat sizin hikâyenizi öğrenmek.

Facebook'ta takipte kalmak isterseniz: Gurbet Veri Bankası

Şimdiye kadar katkı sunanlar:

Gainesville'den Dallas'a Fatma: "Kız başına" diye bir konsept yok burada

Kobe'den Damla: Damlaya Damlaya Japonya
Amman'dan Ömer: Kendinize iyi davranın
Uppsala'dan Fulden: Herkesin karşılaştıklarıyla başa çıkma biçim ve süreçleri farklı
San Francisco'dan Kenan: Buradaki Onur Yürüyüşü'ne katılan ilk Türk derneği olduk
Selanik'ten Başak: Umudunuzu asla yitirmeyin


Kuzey Virginia'dan Ali: Artık burası da tam uymuyor, orası da
Pensilvanya'dan Fatma: Herkes kendi işine bakıyor, stres yok, entrika yok
Groningen'den Bremen'e Irmak: İnanır mısınız, insan çalışmayı özlüyormuş
Trondheim'den Deniz: Kendimi özgür hissettim

İstanbul'dan Ulduz: Sadece ülke değiştirme demiyelim, graduate hayatı bambaşka bir şey
Wörgl'den Cihan: Asla ikinci sınıf psikolojisine girmemeli kimse
Ilmenau'dan Murat: En önemli fark, emeğin değeri
Dubai'den Jale: Kendi hikâyeni yeniden oluşturmak
Berlin'den Barış: Vekil adaylığından ilticaya "başka bir dünya mümkün"

Nagoya'dan Bilal: Japonlar arasında "havayı okumak"
Budapeşte'den Didem: Bulunduğunuz yerde mutlu değilseniz, ayrılın ordan
Lizbon'dan Sezgi: Mutlu olmayı öğrendim
Arrouquelas'tan Nisan: Önyargıları kırıyoruz beraber
Pittsburgh'den Erkan: Türkiye bizi kustu, tükürdü, dışarı attı

New York'tan Yıldız: İmkansızlık hissi yok denecek kadar az
Amman'dan "Barack": Yeni insanlara, hikâyelere şans ver
Shenyang'dan Birmingham'a Yağmur: Önemli olan nerede olduğun değil, kiminle olduğundur
Happy Valley'den Özgür: Kavgasız, dövüşsüz hayatlar sakinleştirici etki yaratıyor
Brüksel'den Ceylan: Dünya vatandaşı olun

İşte sorularım:

1. Kimsin, nesin? Nerede, ne zamandan beri yaşarsın? Neyle iştigal edersin?

2. Yolun gurbete düştüğünde ilk olarak neler hissettin? Yeni bir ülkede olmanın duygu durumu sende nasıl karşılık buldu?

3. Ülke değişikliğinin çalışma/eğitim hayatına yansımaları neler oldu? İş/okul ortamının uyum sağlamana (veyahut da sağlayamamana :) stres yok, hangimiz en zayıf halka gibi hissetmeden bir ömür sürebiliyor ki?) etkisini nasıl deneyimledin?

4. Arkadaş edinmek ve kendi sosyal çevreni kurmak ne kadar kolay (ya da zor) oldu? Kendi background'un, kişiliğin ve bulunduğun yer bu denklemde nereye oturuyor?

5. Türkiyeli diğer expat'lerle iletişiyor musun? "Hiç çekemem, benden uzak olsun"cu musun, yoksa "bazen beni sadece bir Çorumlu anlayabilir"ci mi?

6. Gurbetle sıla karşılaştırması yapacak olsan? Kültür olur, iş etiği olur; hangi bakımdan karşılaştırmak istersen...

7. Gurbetteyken TR'de olup bitenlere nasıl bir mesafede duruyorsun? Ülke gündeminin kendi hayatına yansımaları neler oluyor?

8. Diğer expat'lere ya da adaylarına, "ben ettim sen etme" ya da "sen de yap güzel oluyor" yollu önerilerin?

9. Başka bir çift söz? (teklif var, ısrar yok)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden