Kayıtlar

Kasım, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şâkirim çünkü...

Resim
Dün akşam hayatımda ilk kez bir Şükran Günü yemeğine katıldım. Kurstan Amerikan ve Amerikanvari arkadaşlarla birlikte, yemekler ve içkiler (içince içilen, sabahına pişmanlığıyla ses tellerini harap eden birkaç sigara da dâhil) eşliğinde, İbrahim Tatlıses Şemmame'si ve Aynur Doğan Keçe Kurdan'ını da eksik etmeyerek, dans ettik ve şükrettik.

Şikayet etmeden duramam ki!

T.C.'nin insanı şikayet etmeye bayılır, şeklinde bir gözlemim var ne zamandır. Millî spor olarak şikayetlenmeyi hayatımızın her alanında icra ediyoruz. Sorunları çözmek yerine, sorunların çözümünü tartışmaya ve illa ki çözümü tartışılacak bir sorun aramaya bağımlıyız. Yanlış anlaşılmasın, ben de bunun dışında değilim. Özellikle bardağı azıcık da olsa nemlendiren her bir damlacığa odaklanmaya bayılan kuzeylilerin yanında kendimi çok huysuz buluyorum.

Yine de şükretmek (başımızdaki haksızlıklara karşı sus pus kalmayı kastetmiyorum kesinlikle), hayatın karşımızı çıkardığı güzellikleri hatırlamak insanın canlılığın…

Kendimi neden temizliğe vurdum?

Resim
Beyim Angara'da, ben özlemde, yarı-depresyonda. Yerlerin tozunu alayım dedim, tüm evi silip süpürdüm. Şimdi ne var sırada diye soran bir yanım var, merakından değil ama, duramıyor nedense yerli yerinde. Belki de sadece durduğu yerde, her zaman.

Taze sıkılmış bir portakal suyunun plastik bardağı elimde, hem içiyorum, hem yürüyorum. Küçük bir çocuk grubu çıkıyor karşıma. Bana falçatasını gösterip "öldürürüm seni var yaaa" yapan futbolcu çocuk, akabinde yolumu değiştirsem de fikrimi değiştirmediğim için yine belalarına bulandığım, birbirlerine koca koca taş atan çocuklar, insanca ve sadece insanlık namına "birbirinize taş atmayın" dedim diye bana "fak yu! fak yu!" diye bağırmaları sonrası, ha bir de daha küçüklerinin okul çıkışı birbirlerinin suluklarını hınçla ezmelerini kırmalarını, birbirlerine tekme tokat "dalma"larını gördükten sonra karşılaşmaktan giderek korktuğum çocuk gruplarından biri daha çıktı yine karşıma . Bir tanesi, büyük olan, …

Are you out of touch with calendars?

Resim
My Turkish->English translation for "Takvimlerden haberin yok mu?" (Are you out of touch with calendars?) by Gülay. Looking forward to your feedbacks!
Here is the song and this takes you to the Turkish lyrics. Enjoy the melancholy!
Are you out of touch with calendars? The years are passing Offended by me, never smile at me Those cruel mirrors
Some of us tired, some of us in love Some are rebellious The harsh truth is our lives are water The years are passing...
The time is late, they say, the road is irreversible The heart regrets From now on, drinks are my friends Nights my enemies
Where are those waited for? For years, I've hoped for Memories at full speed The nights do me no good

Bir partinin tatlı yorgunluğu

Resim
Amman'da gece hayatı gece gece kahve içmekten ibaret sanırken dün gece kendimizi muhteşem bir konser/partinin ortasında, bir elimizde Carakale birası, öbür elimizle de Filistin için zafer işareti yaparken bulduk.

Ürdünlü indie grup Autostrad, Canvas adlı bir mekânda "sahne aldı". Ne grubu, ne mekânı biliyoruz; ama belli ki şehirden ve potansiyelinden umudumuzu hâlâ kesmemişiz. Çok da iyi etmişiz; çünkü Amman'daki bir buçuk yılımızın en eğlenceli gecesini geçirdik. 
Bir kere bünyemiz artık alışmış muhafazakâr yaşamın kodlarına, el ele tutuşan çift görünce şaşırıyoruz, öpüşen çift görünce birbirimize işaret ediyoruz. Lezbiyen çift görünce hele deliye dönüyoruz, başörtülü kadınların platformlar üstünde dans etmesiyle büyüleniyoruz. Falan. 
Buraya kadar evet, bilindik şeyler. Ama beni esas şaşırtan (klasik bir Türkiye karşılaştırması yaparaktan) insanların chill-ötesi halleri oldu. Herkes eğlenmeye, tanışmaya kaynaşmaya gelmiş. Çocuğun teki birden önümüze atlayıp karizma…

Bir ismin tamlaması

Resim
Ülke gündemi, dünya gündemi, karamsarlara uygun renk seçimleri, iç karartısı, ömür törpüsü, Karadeniz türküsü, Yunan salatası, rakı-kebap sefası, içimin telleri, gömleğimin bağrı, kışı getirmeyen Kasım sabahları, taşınma hayalleri, bebeğimin boncuk gözleri ve daha niceleri içimden son zamanlarda geçen bazı isim tamlamalarıdır.

Bir misafirin yeniliği

Resim
Size de oluyor mu bilmiyorum ama bir misafirin gelişiyle yorulduğum kadar yenileniyorum ben. Misafiri ağırlarken, gezdirirken, ona anlatırken günlerin nasıl geçtiğini, kendimi buluyorum.

Beyimin kardeşini ağırladık geçen hafta. Bizim için artık sıradanlaşmış mekanlar, bilgiler ona yeni gelirken bizim için yenilendi.

Hoş gelin, misafirler! Her zamanki hallerimizi yenileyen yabancı maddeler.

Mütevazı: Varını yoğunu orta yere bırakan

Resim
Alçak gönüllü anlamına gelen mütevazı متواضع kelimesinin Arapça kökü vav-dad-ayn. Bu kök, herhangi bir şeyi bir yere koymayı ifade etse de aldığı diğer harflerle birlikte aitliklerini, sahipliklerini bir kenara koyan kişi demeye geliyor.